Tag Archives: e-mail

Geleceğinle konuşmak: Yıllar öncesinden atılan mektubu okumak

Geçen arkadaş aradı. Sabah e-mail almış. Birkaç sene öncesinden https://www.futureme.org/ adresli, gelecekteki bir tarihte ulaşmak üzere e-mail hazırlayabildiğin site aracılığıyla gelmiş mail. “Ulan hiçbir hayali gerçekleştirememişim. Ne iş var ne başka bir şey.” dedi. Güldüm. Başkasından duyunca gülünç oluyor. Bir yandan kendi beklentilerini kendi karşılayamayan, veya her daim bu riski içinde barındıran varlıklar olmamız canımı sıktı. Öte yandan, evet, gelecekte aniden sayfaya düşecek bir mail insanın değişik dakikalar yaşamasına sebep olabilir. Elbette içeriğe dair hafızasında çağrışım yoksa.

ft1

Girdim çubuğa adresi. Basit bir site. 2000’lerin web sitelerine benziyor. Her şeye bu kadar geç kalmak üzmüyor değil.
Mottosu “Gelecekteki kendine mektup yaz.”
Karşına üzerinde “Sevgili gelecekteki kendim,” yazılı bir form çıkıyor. Mektubu buraya yazıyorsun. Üstünde de bugünün tarihi.

Geçtim başına. Aklıma ilk olarak 30. yaş günüm geldi. O yaşları görebileceksek, bu matrak bir sürpriz olurdu. Artık saat dilimi ayarına göre değişecektir, fakat gün içinde eline ulaşacak ve sen 7 yıl öncesinden kim bilir neler yolladın. Kendine.

2004-2007 seneleri arasındaki yurtdışı yaşantımın izlerini okumak için koca mavi kapaklı defteri açtığımda, sanki başkasının anılarını okuyordum. Acemi İngilizcesiyle, okulda ve evde olup bitenleri yazmışım. Ne üslubu tanıyabildim, ne bakış açımı. Bambaşkaydı.

Dönüşüm dediğin, yıllara yayılsa da, sanki o günbegün hiçbir değişime uğramıyor gibi hissettiren, garip bir olgu. Bundan 7 yıl geçecek. Koskaca 7 yıl. 20’lerin başındaki ben, olacak 30 yaş krizi denilen fırtınanın içine dalan ben. Ürpertici.

Orjinalliği bozmamak adına, “Dear Future me,” girişini korudum. Altına geçip 30 yaşındaki kendimle merhabalaştım. Peki ben kendime nasıl hitap edeceğim? Saygıyı önemsediğimi bilmeyen yok, üstüne kuralların cazibesini kırmak konusunda da inatçıyım. Fakat gene de ben, 30 yaşındaki bir insana, ben olmayan birine sesleneceğim. 50 ya da 70 yıl arayla, bir grup insana uygulanan kişilik envanterinde, sonuçların tamamen değiştiğini, karakterin süreğen olmaktan uzak, geçici bir yapılanma olduğunu bulduklarını okuduğumda, işte benzer bir duygulanıma kapılmıştım. O sen değilsin, diyorum kendime.

hands cave

M.Ö.: 11,000 – 7,500. “Buradayız, biz de yaşadık. Dünyadan bizden öncekiler kadar yer edemeden geçtik. İşte ellerimiz, rüzgarda savrulan yaşamımızın kanıtı olsun.” der gibi.

Peki o kim? 

O geriye döndüğünde bu mektup yazma anını bile hatırlamaması ihtimal dahilinde olan, kim bilir nelerle çevrelenmiş, insanlardan bir insan olacak.

Ve ona o yaşta, şu anki kafamla hangi vasıf ve özelliklerle donanmış olmak istediğime dayalı bir çerçeveyle yaklaştım. Örneğin, belki de 2 yıllık evli olacaktı ve henüz çocuk yapmamış olmamalılardı. Evet. Çünkü evliliğin iki yıllık ilk dönemi, hazırlık öğrencisi olmak gibi bir şey.

Birçok alana değindim, giyim kuşamından psikolojik durumuna, iş yaşamından mal varlıklarına kadar. Onu tasarladım aslında. Zihnimde oturttuğum sandalyede nasıl gördüysem öyle.

Yalnızca aramızda kıymeti olan, fakat herkesin çok kolay anladığını sanabileceği dileklerle bitirdim mektubu. Dostum dedim. Bunu zaten diyorum. Şimdi bile.

Fotoğraf da ekleyebiliyorduk fakat gerek duymadım. Teknolojiye ayak uydurur ve sağ çıkar bu hengamede herhalde internetteki albümlerimiz, öyle değil mi?


Yaşam nedir. Hafıza nedir. Benlik nedir. Geçen bu kavramlara dair bir şeyler söyleyecektim blogda yayınlamak için. Sonra fark ettim ki, çözemediğin meselelerde susmak en iyisi. Ve karşıma tam da düğümü pekiştiren bir kapı çıkınca, o kapıdan girip kendim bakmanın daha uygun olacağını düşündüm.

Bu kadar. Gelecekteki ben, bu blog yazısını da anımsayacak mısın?


Edip Cansever. Türkçenin en güzel şiirlerini yazan o beş şairden biri. Ve sözü biraz da ona bırakmak istiyorum.

Bir Mektup Atanın

Bir mektup atanın o mektubu attıktan
sonraki şaşkınlığı
İzlemekse bir bakıma
Yol aldığını mektubunun
Bakar dururum ben de ardından.
Sana söylüyorum yalnız
O ben ki her türlü bakışların tarihini
Öğrendim gözlerini hiç değiştirmeyen bir kaptandan.


ft2Geleceğini şaşırtmak isteyen ilgililer için:

1. Formu doldurun. “To:” boşluğuna mail’in gitmesini istediğiniz e-posta adresini yazın. Gelecekte de kullanacağınıza emin olduğunuz bir adres olsun.
2. İsterseniz fotoğraf ekleyin.
3. “Make this letter Public/Private” kısmı mektubu sitede yayınlamak isteyip istemediğinizle ilgili. Private’ta kalsın, size özel kalsın istiyorsanız.
4. Site ücretli değil. Kafa karıştırıcı bir sayfa çıkacak karşınıza, fakat orda dilersen bağış yap diyor. Atlayın onu. 
5. Sistem e-mail’i onaylamanızı isteyecek. Girdiğiniz mail adresine anında düşecek olan mail’de linke tıklayın, gerekli bilgileri girin. Tamamdır. Artık gitti o mektup.
6. Vatana millete hayırlı olsun.

Ama imlemeden geçemeyeceğim. Yaşam nedir? En çok, bir deneyimdir.