‘Çavdar Tarlasındaki Asi’ filmine gideceğim

Ekim ayında Türkiye’de vizyona gireceğine dair bir haber metni okuduğumu hatırlıyorum. Fakat İKSV‘nin Filmekimi 2017 kapsamında programdaki filmlerinden biri olduğunu gördüm. Cumartesi varmış bir seansı. Biletix‘te hâlâ satışa sunulmamış gösteriyor. Umarım kaçırmam da alırım.

Evet ne bu Çavdar Tarlasındaki Asi olayı? Sevgili Salinger‘ın kült romanını yazış aşamasını konu alan biyografik bir film. Yalnızca filminin çekilmesi bile heyecan veriyor. 

Zamanında romanın filmi çekilmek istenmiş, fakat yazar her seferinde reddetmiş. Denilene göre Holden’ı kendisi canlandırmak istiyormuş, başka birinin hakkını verebileceğine inanmadığı için. 

Göreceğiz bakalım, Oğlak burcu, kuzey ay düğümü Yay’da bir diğeri nasıl anlatılıyormuş, nasıl yaşamış, nasıl yorumlanmış.

İple çekiyorum iple. “Sevgi ve yoksunlukla.” 

Advertisements

Kağıt yarası

birden çakan şimşeğin aydınlattığı kalp.

birden gelen koşup durma hissi.
birden gelen unutma isteği.
birden giden kin nefret ve korkunun bedene getirdikleri.

prefrontal korteks. omnipotan tanrı. yeşim taşı. haiti.

aniden sıçrayan kan.
aniden eline yapışan bir başka el.
aniden düşeyazdığın ama sıyırdığın çukur.
aniden gözünü kesen kadın.
aniden altını alan annen.
aniden yediğin naneler.

orospuçocuğu orospuçocuğu gülen arkadaşın.
birden çakan aşkın ayarttığı yüreğin.
birden çirkin şebelek asalak kalışın.
birden fırına verdiğin mercimek.
birden ıslatmayı unuttuğun baklalar.
birden döktüğün taşlar.

kesinliği tartışılan yargılar. lazer epilasyonla pürüzü alınmış deriler. orangutanları şempanzelerden ayıran pipiler.

yağan yağmur.

ansızın yağan yağmur.
ansızın ettiğin dua.
ansızın açıp kapadığın ellerin.
ansızın bildiğin gerçek.
ansızın yoksaydığın gerçek.

birden giden sen. nereye giden sen.
ebesini bellediğin sokaklar.
üfürdüğün yalanlar. birden savurduğun anılar. güvendiğin kadınlar. seviştiğin kadınlar.

birden döktüğün su.
birden ıslanan dalgınlığın.
birden ayaklanan donukluğun.
birden oturup oturduğun yerde kalma kolaycılığın.
birden tükettiğin zamanın.

çatlayan gök. boğuşan kara bulutlar. ışıldayan pencere. sen neresindesin bu hikayenin. ben nerede.

hatırla işte. hatırla. son oyunun olduğunu.

-sevgili okuyan. sen de söyle. içinde tuttuğunu bırakırsan ses çıkararak mı düşer o?
.
.
.
11:33. dindi.

24. post 

karman çorman bir şeysin nasılsan artık

bir ıslık çalıversen misal
çıkagelsek sahile
biz çok gemiler gördük hepsine uzaktan baktık
deyip geçer güler geçer gene de konuşmazdık

solundan kalksan misal
ayı tersinden alsan, elime tutuştursan
güneşi çıra yapıp güz dönümünde yaksan
fenere gözün takılsa, merdivenlerden düşsen
çarpık
bacaklarınla gülsen, bize bir uyanış daha
getirsen, paçalarından ıslak ve yırtık
sallantılar düşer
sen
geceyi yediye bölmek için fazla aceleci
payımı ayırmak için isteksiz misin nesin

neden böylesin, duramam ben
sorsam

o veya o değil, ne yapsak seni
elime taşları alsam soyup ateşi çıkarsam
kamaşan yerime baksan, elin avcun kavunun içi
böldüğün gecenin içi, gibi koksam
kokmak senin mahsulün

gibi yaparım, yapsam
nehirlerin adını koymadan çıkıp giden bir seyyah
nehrin içinden
nehri denizine bağlayan çağrıyı, sen
duymuş kesin duymuşsundur
kayalıklara koşmuş dalgalarda susmuşsundur
misal
misal

karman çorman bir şeysin nasılsan artık
ağzını açıp konuşmasan da olur
gözünü açıp bakmasan, önündeki balçık
tan ve deniz, sesimi duymasan ne olur
kaçak ve kanun olmasan
çıkmasan o kadar tırmanmasan da olur
ardın sıra dağ, peşinden tası hamamı toplayıp
yaktık
diyecektik daha
çıtırdarken kayıp geçen zaman
parıldayan gök
çepeçevre karanlık gecede yorulur
kalırsın misal

sen nesin ne olasın diye sana
sormadan bilmeden açtık
kol mu gövde mi iki kaşın arası kadar
bile değil
delip geçeni yıldız kümelerini gerçeği 

orada

Sabit yanılgılar

Ayrımsama. Güneş doğudan doğar. Dünyanın sonuna doğru okyanusta batar. Balçık denizi. Lord Byron. Zülkarneyn borusunu öttürür. Okyanusu çevreleyen bir duvar yerin yaratıklarını suyun yaratıklarından korur.

Pergel. Açılır kapanır. Sabitlenir. Dünyayı dolanır. Gene de kovaladığı gerçeği bulamaz. Tükenmek düşüncelerin ölümü. Ölüm hakikatlerin büyüğü. Aşk büyüklerin düşünme biçimi.

Atlılar. Pergelin krallığında, içtiği zehirden habersiz, ölümsüzlüğe baş koyar. Çizginin içinde kalır yarısı. Yarısı çizginin dışına çıkar. Ortodoks. Sapkın. Arayış devam etse de, rüzgar yüzlerine farklı dokunur.

Duvarda bir taş yerinden oynar. Zülkarneyn yerinden oynar. Güneş eşine az rastlanır renklerde dolanır göğü. Pergelin hendeği kapatılır. Taşlar yerine oturur. Atlılar masanın çevresini sarar. Duvarın dışından yaratıklar tüm hattı dolaşıp da o tek gediği kaçırır.

Falan filan.

Hiçbir şey anlatmayarak düğümü gene aşkta atacaktım. Aşkın da adı sanı tadı tuzu kalmadı.

İki çeşit zeka: kuşatma altındaki zeka, yağmalayan zeka

Edilgen zeka.

Savunmadaki zihnin içkalesindeki düzeneği. Savaşı kaybetmekle kaybetmemenin eşiğinde, surların arasında, aslında eldeki tek taktik bu.

Problemler meydana gelipdururken problem çözme kabiliyetini geliştiren, bu gelişimle meşgul olan zeka.

Tepkisel. Dramatik. Hayatta kalmak odaklı.


Etken zeka.

En başarılı savunma, saldırıdır değil. Şüphesiz tek yol saldırı. Saldırının sebebi dışarıda değil. Sebeplere bağlı olmayan zeka. Keşfeden zeka. Keşfettiğini fark etmeyen zeka. Çünkü ayırt ettiğin her şey, oturup eldekileri kıyasladığında çıkar ortaya.

Kalenin dışındasın. Kale dediğin, ancak birkaç çadır olabilir. İskender. Saldırdı. Hiç savunmak aklına gelmedi.

O İskender ki
Tuhaf matlar yapardı
Mat oldu olağan biçimde

– İlhami Çiçek, Satranç Dersleri

Gerçekliğinde savunma olmayan zekadır. Keskin, sivri, ince uçlu.


Zeka, işleyiş bakımından, ikiye ayrılır. Aralarında geçiş mümkün olsa da, kolay olan her zaman elverişli olandır.