Category Archives: Düşün

Devinimler

Ters giden bir şeyler varsa misal. Ya da yürüdüğün yolda önünü göremiyorsan. Ya da gördüklerin sana sadık hayallerle örtüşmüyorsa. O zaman bir şeyleri değiştirmek isteyebilirsin. Ve koşullardaki değişim, işleyişteki değişim, tüm değişimler, sende başlıyorsa eğer. (Ya da bize hep öyle dediler.)

(bkz: gittiğin yol yol değil)
(bkz: gitmediğin yollar neden yemyeşil)

IMG_20171015_014145_175

Advertisements

Godaa

Neden sonra aklıma yazmak geldi.

Uçaklar yere çakıldı. Gövdeleri sağlam. Burunları parçalanmış.

Açtığım iki kapıdan da, buz kesmiş insan çıktı. Telaşla köpüksü buzları kırıp kurtarmaya çalıştığım esnada onları, buz kesmelerinin kapıyı açtığımda o basınçla olduğunu söyleyince biri. Ne düşünmem gerektiğini bilemedim.

Uyandım.

Yolun üçte birini koştum. Kaval kemiklerimi çatlatmadan dinlendim. Ruh eşini bulmakla ilgili ilgi çekici bir konuşma dinlemek istedim. Ruhun eşi olmayacağını, ruhun bütün ve içrek olduğunu söyledi adam. Bol bol kahkaha attı.

Dalgın ve sessiz. Gözümün önünde dar ve geniş gövdeli, çakılan uçaklar. Hafızamda yüzler ama isimler kayıp. Işık var ama yolunu bulamıyor gibi.

Hep geride kaldım yürürken. Her seferinde bundan memnuniyet duyamadım ama. Hep uzaktan baktım. Bugün bi terslik yok ama öyle hissettiren bir detay.

Var.

Şüphe edilmez. Şüphe duyulmaz. Şüphe öldürür. Kaldırım kenarında kalır cesedin.

Kaldırımı bir hamlede geçip içeri girince adam gözlerini açtı. Bağırınca daha iyi anlayacağını düşünerek, tane tane olmamasına dikkat ettiğim sözcükleri. Bastıra bastıra. Oysa o bütün Arapça kanalları tek tek çevirdi göstermek için. Naziresini hoş karşıladım.

16 felafel. Bir kap humus. Keşke daha hijyenik. Keşke eldiven taksaydın demedim. Anlamaz diye. Ama bir sonrakinde bu kadar iç açıcı gülümseme. Hepimiz kardeşiz, peki orası tamam. Hepimiz kardeşiz. Ne yapacağımı bilemedim ama ben.

Nohuttan yapılıyor. Masa üzerindeki yiyeceklerin yedide üçü nohut.

Nohuttan Mehmet’i aklıma getiren, öbür bir şeyleri aklımdan götüren, taşıma bedelini nasıl kesiyor?

Şimdi sana hiç şaşırmayacağın bir sır verecek olsam. Ama tam gözlerim kapansa, koyunlar ittirip kaktırsa, kollarım dört bir yana açılsa. Uçaklar rüzgara bağırlarını açıp piste uzansa.

Ama çok az şey hatırlasam, hepsi afallatıcı olsa.

Ne yani. Şimdi ben?

Galiba.

Entelektüel merak nedir, nasıl çalışır? 

Yanyana oturduk. Benden üç yılla senior. Sende de tüm kafası çalışan insanlarda olan o psikolojik durum var gibi geliyordu, yo sahiden var galiba, dedi. Hangi kondisyon, diye sordum. Söylemem, henüz değil, dedi. Neden, diye sordum. Zamanı gelmemiş.

2047-1

Servis hareket etti. Zaten 2 dakikalık mesafe. Dipdibeyiz. Yaş ilerledikçe geçecek gerçi. Ya, diyor. Uzatarak. Ee söylesene neymiş, merak ettim, diyorum. Gülüyor. Sen var ya, seninki kesin tamamen entelektüel meraktır, diyor. Evet, diyorum. Bende gerçekten varsa mutlaka onu düşünmüşümdür. Aynen, ama psikoloji ya da ağır kaynaklarından okumamış kimse asla fark edemez. Söylemişse ancak bilen biri söylemiştir, diyor. Çevremdeki tüm kavrayışı keskin tipleri yokluyorum zihnimde.

giphy

İniyoruz sırayla. Yüzüne bakınca içi huzur buluyor insanın. INFJ sonuçta. Telefonda konuştuğun kim, diye soruyor, sırıtarak. Umarım erkek bir arkadaşın değildir, yoksa durum sakat esprisi yapıyor. Al babamdan bi tane daha, diye geçiriyorum içimden. Kiminle konuştuğunu söylersen, ben de söyleyeceğim, diyor. Aman, diyorum. Belki de söylenecek bir şey yok, ve sen de merak eder rolü yaparak beni kekliyorsun, diyor. Şüphelerim o yönde, diyorum.

2036-4

Gülüyor. Fırlama çocuk, diyor. Ayrılıyoruz.


Gelelim başlıktaki soruya. Entelektüel merak düğmesini tutan ipler yolunmak üzere olan cekete benzer. Önünü bağlarsın. Üstüne yakıştırırsın. Az gerginlikte düğme fırlar gider. Entelektüel merak da öyle, iğreti durur. Tat vermez o ceket gibi.

Bize yakışıyor mu kaplan? Yakışmıyor kaplan. Sorguyu bırakınca, bir daha merak etmeyince, görevler yerine getirildi, listenin sonu göründü, dosya işleme konuldu. Ya bi de başıma bir saplantıdır girdi. Neyse akışı bozduğumuz yeter, böyle kalsın.

Kağıt yarası

birden çakan şimşeğin aydınlattığı kalp.

birden gelen koşup durma hissi.
birden gelen unutma isteği.
birden giden kin nefret ve korkunun bedene getirdikleri.

prefrontal korteks. omnipotan tanrı. yeşim taşı. haiti.

aniden sıçrayan kan.
aniden eline yapışan bir başka el.
aniden düşeyazdığın ama sıyırdığın çukur.
aniden gözünü kesen kadın.
aniden altını alan annen.
aniden yediğin naneler.

orospuçocuğu orospuçocuğu gülen arkadaşın.
birden çakan aşkın ayarttığı yüreğin.
birden çirkin şebelek asalak kalışın.
birden fırına verdiğin mercimek.
birden ıslatmayı unuttuğun baklalar.
birden döktüğün taşlar.

kesinliği tartışılan yargılar. lazer epilasyonla pürüzü alınmış deriler. orangutanları şempanzelerden ayıran pipiler.

yağan yağmur.

ansızın yağan yağmur.
ansızın ettiğin dua.
ansızın açıp kapadığın ellerin.
ansızın bildiğin gerçek.
ansızın yoksaydığın gerçek.

birden giden sen. nereye giden sen.
ebesini bellediğin sokaklar.
üfürdüğün yalanlar. birden savurduğun anılar. güvendiğin kadınlar. seviştiğin kadınlar.

birden döktüğün su.
birden ıslanan dalgınlığın.
birden ayaklanan donukluğun.
birden oturup oturduğun yerde kalma kolaycılığın.
birden tükettiğin zamanın.

çatlayan gök. boğuşan kara bulutlar. ışıldayan pencere. sen neresindesin bu hikayenin. ben nerede.

hatırla işte. hatırla. son oyunun olduğunu.

-sevgili okuyan. sen de söyle. içinde tuttuğunu bırakırsan ses çıkararak mı düşer o?
.
.
.
11:33. dindi.

Sabit yanılgılar

Ayrımsama. Güneş doğudan doğar. Dünyanın sonuna doğru okyanusta batar. Balçık denizi. Lord Byron. Zülkarneyn borusunu öttürür. Okyanusu çevreleyen bir duvar yerin yaratıklarını suyun yaratıklarından korur.

Pergel. Açılır kapanır. Sabitlenir. Dünyayı dolanır. Gene de kovaladığı gerçeği bulamaz. Tükenmek düşüncelerin ölümü. Ölüm hakikatlerin büyüğü. Aşk büyüklerin düşünme biçimi.

Atlılar. Pergelin krallığında, içtiği zehirden habersiz, ölümsüzlüğe baş koyar. Çizginin içinde kalır yarısı. Yarısı çizginin dışına çıkar. Ortodoks. Sapkın. Arayış devam etse de, rüzgar yüzlerine farklı dokunur.

Duvarda bir taş yerinden oynar. Zülkarneyn yerinden oynar. Güneş eşine az rastlanır renklerde dolanır göğü. Pergelin hendeği kapatılır. Taşlar yerine oturur. Atlılar masanın çevresini sarar. Duvarın dışından yaratıklar tüm hattı dolaşıp da o tek gediği kaçırır.

Falan filan.

Hiçbir şey anlatmayarak düğümü gene aşkta atacaktım. Aşkın da adı sanı tadı tuzu kalmadı.