Author Archives: derinucus

Su koyma görevi sana ayrılmıştır

Yem atmada nasıl bu kadar iyi olabiliyorsun.

Üstüne kuş pisleyince sükunetini koruyabiliyor musun.

Yağan ile yükselen arasındaki tutkuyu nasıl değerlendiriyorsun.

Koordinat değiştirdiğin halde bir türlü yaklaşamadığın şeyler var mı.

Gömleği kaça aldın.

Üşümeyeceğinin garantisini verseler gene de giyinir misin.

Koordinat değiştirdiğinde seni karşılayacak olan var mı.

Sana güneş gibi mi doğuyor, günbatımı gibi mi boyanıyor.

Kovadan içince ne farkı oluyor.unnamed.png

Karpuz çekirdeği. Kavun içi. Şapır şupur.

Advertisements

Ne kadar abi bir masaj?

Thai, Filipinli, Ukraynalı fark etmez. Sen bana fiyattan bahset. Sonra eli başka kapılar açmayanından, az biraz şifa taşıyanından da. Omuzlarını, sırtını gözün kapalı emanet edebileceğin biri olursa, mis gibi olur.

Vücut kırılır. Beden de kırılır. Kalp de. Gönül de kırılır.

Masaj koltuğu rüyası bile yükseldiğine göre, ki tam bu zamanlarında geçen senenin, her gün saatlerce süren paspasa ve lavabo ovmalara ve sonbaharı görünürden kaldırma çabalarına rağmen, o rahatsız yataklar bile, pek böyle üzmezdi.

Mutlu soncu değilim abi ben. Mutlu bir son için dişimi sıkıp yürüyemem. Yürümemeliyim yani. Mutluluğu arada avuçlayamayacaksam, mutsuzluğa bu kadar yabancı olmasam, neden iki büklüm yürüyeyim, öyle değil mi?

Velhasıl. Güç seninle değildiyse, sonra neden sana yüzünü çevirsin ki?

Masaj yapmak isteyene adresi atacağım. Kahven ve çikolatan benden. Birden çok teklife hayır demem. Kahveniz ve çikolatanız benden, derim öyleyse.

Ama. Ruhumun ihtiyacının, gene geçen senenin o günlerinde gecelerinde olduğu gibi, sauna ya da hamam olduğunu anlayıp davranacak var mı diye sorarsan.

Neyse kahve şekerli, çikolata sütlü olsun. Ev otel motel masaj salonu. Ben de gelirim.

Perdeyi çekince gene biz bize kaldık

Gene kendimize, alıştığımız gibi, kaldık. Ayağa kalkıp aynanın karşısına geçince. Bükülen ışıklardan mıdır nedir. Tek bir şey gözüne çarptı. Çarpış o çarpış. Sendeledin, düştün.

Önündeki engel. Arkana dönmendeki engel oldu. Durduğun yerde durmana engel de olabilirdi. Hareketi mi yüceltelim bilemedik dedirten türden engeller.

Ve yılın sonuna doğru doğanlardanım ben, deyince sen. Arkasından da, içimdeki o bir türlü eskimeyen sebepsiz umudun başka bir açıklamasını bulamıyorum, demeliydin hemen.

Heyecandan hepsi.

Reflekslere güvenmek

Refleksif yaşamıyorsak ben de neyim. Ne olayım.

Tepkilere sığınmayı geçtim, bu sefer direkt hazır, verili, anlaşılmış tepkileri ele almaktan, sergilemekten bahsediyorum.

Küçük düşürüldüğünde oluşan şaşkınlık, küçük düşürüldüğünü sandığında girdiğin depresif ruh hali, vs vs., her biri kararlarının dışında birden sökün ediveriyor.

Öğrenilmişlik. Gut feelings. Robot olduğumuzu düşleyen filozofların kolaycılığını saymazsak, dikkat çektikleri bir nokta vardı evet.

Robotsan, misal, robotluğunla barışık olmalısın. Robot değilmiş gibi eylemeye kalkmamalı, ya da doğrusu, ummayı kesmelisin.

Ha robot değilsen, tahmin edilebilirlik değil ama, kendini tahmin edebilirliğin silinip gitmişse yeteneklerin arasından, o zaman sözcüklerini seçmekte özgürsün. Biliyorsun.

Kim vurduya gitmek de yanına kâr kalabilir

Rüzgar çanı devirdi.

Yuvarlandı bayır boyunca. Ha durdu duracak. Ya da,

Ha çatladı çatlayacak derken. Rüzgar öte yandan esmeye girişti. Gücü kuvveti yerindeydi. Kolu kası tamam.

Saçları etekleri ayrı havalanan kadınlar ses çıkardı. Ses büyüdü ama bir türlü yayılmadı.

Çakıllar kımıldandı. Tavuklar ordan oraya. Horozlar sabit.

Kasketim göğün bir tarafına takıldı. Alnımda güneş parıl parıl.

Çan gözden kayboldu, akıbeti deli ve çocuklarda. Tüm yaz yağmayan yağmur tozu dumana katacak kesin. Yunan askeri burda nasıl at arabasına bindi o yazda diye düşündüm.

Zeynel tüfeği kapmış gelmiş. Hortumu kovalıyor. O da deli.

Kadınlar ay ay ay.

Nerde başlıyor diye başımı kaldırıp baktım. İçimi bir gülmek aldı. Bir güldüm iki güldüm.

Zeynel kime vurgundu unuttum öyle güldüm.

Çanın sesini duydum. Herhalde.

Bir iki üç dö-